Dolar Endeksi yükseliş eğiliminde

Sene başından bu yana değer kaybı gözlemlediğimiz Dolar Endeksi nisan ortalarında başladığı yükselişle 93.0 seviyesini test etti. ABD’de ekonomik verilerin toparlanması, dış politikada Kuzey Kore ve Çin ile yaşadığı siyasi ve ticari problemlerin çözüm odaklı sürece girmesi dolar endeksini yukarı yönde tetikleyen gelişmeler oldu. Fed’ in son faiz karar metninde de bu yılın geri kalanında üç faiz artırımı olacağı piyasalarca şahin fiyatlamaya yol açıyor. Dolar Endeksi’nin yarıya yakın kısmını oluşturan euro ise bölgedeki ekonomik aktivitelerin ivmesinin azalmasıyla değer kaybediyor.

Birleşik Krallık’ta ise Brexit’e ilişkin May hükümeti, altı ayda kritik konumdaki beş bakanın istifası ve Brexit sürecinde Parlamento’dan aldığı darbeler nedeniyle zor günler yaşıyor. Sepette ağırlıkları fazla olan hem euro hem de sterlinde yaşanan olumsuz gelişmeler dolar endeksine artı katkıda bulunuyor. Dolar endeksi teknik olarak 200 günlük ortalamayı da geride bırakarak 94.0 seviyesinde bulunan tepesine doğru ilerliyor. Ocak 2017’de test ettiği 103.8 seviyesinden bu yana oluşan alçalan trendini de yukarı yönde kıran Dolar Endeksi’nin yükselişini devam ettirmesi ve ABD’de yüksek seyreden faizler gelişmekte olan ülke para birimlerini de zorlamaya devam ediyor. TCMB kararları ile geçici bir rahatlama görülen TL’de son günlerde yukarıda bahsettiğimiz S&P kararı, yüksek seyreden enflasyon ve ABD ve Türkiye’de devam eden davalar belirsizlik oluşturmaya devam ediyor.

Reklamlar
ekonomi iş içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dolar/TL’de spekülatif ataklara dikkat

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasi’na [TCMB] yönelik beklentiler ve devamında gerçekleştirilen 75 baz puanlık faiz artırımının etkisiyle nisan ayının ikinci yarısında Türk Lirası’nın belirli ölçüde kayıplarını geri aldığı izlenmişti. Haftaya 4.0438 seviyesinden başlayan Dolar/TL kuru haftanın ilk işlem gününde 4.03-4.07 bandında dalgalandı. ABD’de son açıklanan ekonomik verilerin güçlü gelmesi, artan emtia ve petrol fiyatlarının enflasyonun yüzde 2 seviyesine doğru yükseliş göstereceğine dair beklentileri güçlendirmesi, ABD 10 yıllık tahvil faizlerindeki yukarı yönlü ataklar doları küresel piyasalarda ve gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında destekleyen temel gelişmeler olarak ön plana çıkıyor. Dolardaki değer kazanımlarına bağlı olarak TL’nin dolar karşısında değer kaybettiği izlenirken, resmi tatil nedeniyle likiditenin sığ olduğu 1 Mayıs gününde dolar/

TL kuru 4.12’li seviyeleri test etti. S8P kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye’nin kredi notunu düşürmesi ve nisan ayı enflasyonun beklentilerin üzerinde artış göstermesi TL’yi baskılayan ve dolar/TL kurundaki yükselişlerin hız kazanmasına neden olan temel gelişmeler oldu. Yaşanan gelişmelerin etkisiyle Türk Lirası’nın diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden negatif ayrıştığı izlenirken, dolar/TL kuru tarihi zirvelerini yenileyerek tarihi zirvesini 4.30 civarına taşıdı. Spekülatif atımların da etkili olduğu ve volatilitenin artış kaydettiği kur tarafında yukarı yönlü risklerin bulunduğunu ve tarihi zirvelerin aşılıyor olmasının yukarı yönlü alım iştahını koruduğunu değerlendiriyoruz. TL’yi destekleyecek bir gelişme olmadıkça ve dolarm küresel piyasalarda değer kazanımı devam ettiği müddetçe kur tarafındaki yukarı yönlü atakların bir süre daha devam ettiğini görebiliriz. Bu nedenle mevcut risklerde bir iyileşme görülmeden kur tarafındaki geri çekilmelere temkinli yaklaşılmasının yararlı olacağını değerlendiriyoruz. Bununla birlikte aşırı değersizleşen TL için TCMB tarafından gelebilecek açıklamaların TL’ye hızlı değer kazanımları sağlayabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle spekülatif atakların da etkili olduğunu düşündüğümüz TL taraflı döviz işlemlerinde özellikle de kaldıraçlı işlemlerde risklerin taşınabilecek sınırlar içinde tutulmasının faydalı olacağını düşünüyoruz.

ekonomi iş içinde yayınlandı | Yorum bırakın

TL varlıklar üzerindeki baskı devam ediyor

Geçtiğimiz hafta TL birbiri ardına gelen darbeler aldı. TL’nin reel anlamda en değersiz günlerini yaşadığı bu dönemde uluslararası ilişkilerdeki ve içeride siyasi tansiyondaki düşüş TL’ye çok hızlı değer de kazandırabilir…

GEÇTİĞİMİZ haftaya sürpriz bir şekilde Türkiye’nin notunu düşüren S&P’nin kararı ve ardından açıklanan enflasyon rakamları damgasını vurdu. S&P, Türkiye’nin yabancı para cinsinden kredi notunun “BB”den “BB-“ye, yerli para cinsinden notunun “BB+”dan “BB”ye düşürüldüğü görünümünün “durağan” olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada TL’deki değer kaybının ve oynaklığın finansal istikrara yönelik bir risk olduğu ifade edilerek, yüksek enflasyon ile birlikte kötüleşen cari ve mali açık gibi konulara değinildi. Bununla birlikte yayınlanan notta İran yaptırımlarının ihlali ve Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alımıyla ilgili yapılan yorumlar dikkat çekti. Özetle bu konu nedeniyle ABD’nin Türkiye’de

bir veya birkaç finansal kuruma ve/veya finans-dışı özel şirketlere yaptırım uygulama riskine ve ABD ile gerginliğin tırmanmasının ise dış krediye bağımlı olan bankalar kanalıyla Türkiye için ekonomik finansal sıkıntılar yaratabileceği uyarısına yer verildi. S&P’nin beklenmeyen bu not indirimi ve ortaya koyduğu gerekçeler ve endişeler piyasalarımız özellikle de TCMB açıklamaları sonrası sakinleşen kurlar tarafındaki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Geçtiğimiz hafta kurlardaki tansiyonun artmasındaki ilk etkinin buradan geldiğini düşünüyoruz.

ENFLASYON BEKLENTİLERİ AŞIYOR

Geçtiğimiz hafta açıklanan TÜFE, aylık yüzde 1.50 olan beklentilerin üzerinde yüzde 1.87 artış gösterdi. Bu veriyle birlikte yıllık TÜFE rakamı da yüzde 10.23’ten 10.85’e yükseldi. Bu rakam, TCMB’nin nisan ayında yayınladığı 2018/2 Enflasyon Raporu’yla yüzde 7.9’dan yüzde 8.4’e revize ettiği 2018 yılsonu TÜFE tahmininin oldukça üzerinde. Açıklanan rakamların, piyasadaki konsensüs beklentilerin üzerinde olması ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü risklerin ön planda olması nedeniyle verinin piyasa etkisini ilk olarak kurlarda ve devamında BIST’te negatif olarak izledik.

Doların küresel ölçüde değer kazandığı bir dönemde, S&P’nin not kararı ve ardından açıklanan enflasyon rakamları TL’nin yeniden zayıflamasına neden oldu, önceki hafta TCMB’nin aldığı 75 puanlık faiz artışı kararı ve geçtiğimiz hafta verdiği sadeleşme mesajlarının kurdaki tansiyonu düşürdüğünü görmüştük. Ana etken küresel tansiyonun yükselişi olsa da son günlerde ortaya çıkan bu gelişmeler ve ABD ile ilişkiler açısından Türkiye’de devam eden Rahip Brunson ve ABD’de devam eden Hakan Atilla davaları ile ilgili karar sürecinin de piyasalar tarafından izlenmeye devam ettiğini düşünüyoruz. S&P’nin not kararı ile başlangıçta paylaştığımız yorumlarını göz önünde bulundurulduğunda bu konuların bir süre daha piyasaya bakış açısı üzerinde etkili olabileceğini düşünüyoruz.

ENFLASYONUN SEYRİ KUR İÇİN DE ÖNEMLİ

2018 yılının ilk dört aylık döneminde döviz sepeti yüzde 7.2 değer kaybederken, Brent petrol fiyatları da yaklaşık yüzde 12.1 oranında artış gösterdi. Bununla birlikte çekirdek enflasyon göstergelerinde Aralık 2017’den bu yana oluşan düşüş trendinin Nisan 2018 rakamlarıyla birlikte sona ermiş olması da kısa-orta vadeli enflasyon görünümü açısından negatif bir surum oluşturuyor. Ayrıca, Mayıs ayı itibariyle gelecek 5-6 aylık dönemde pozitif baz etkilerinin azalacak olması ve TL’de gözlenen zayıf seyir de enflasyon görünümü açısından risk

oluşturan diğer önemli unsuralar olarak not edilebilir. Yıllık TÜFE rakamlarının en azından yılın son çeyreğine kadar çift haneli seviyelerde kalmasını ve hafif yukarı yönlü bir trend çizmesini bekliyoruz. Bu durum TL tarafında negatif etki oluştururken, TL’nin reel efektif göstergeler açısından tarihi düşük seviyelere yakın olması, TCMB’nin para politikasındaki sadeleşme ve sıkı duruşunu sürdürme yönündeki kararlılığı gibi unsurların da TL’de ekstra değer kaybı olasılığını azaltıcı yönde katkı verebilir. Bu nedenle enflasyonun seyri kadar TCMB’nin alacağı kararların da kurun seyri açısından önemli olacağını düşünüyoruz. TL’nin reel anlamda en değersiz günlerini yaşadığı bu dönemde, küresel ölçüde bir dolarizasyon söz konusu olmazsa uluslararası ilişkilerdeki ve içeride siyasi tansiyondaki düşüşün, TL’ye çok hızlı değer de kazandırabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle yukarı yönlü olan hareketlerde olduğu gibi aşağı yönlü hareketlerde de sertlikler görebiliriz. Bu nedenle bir süredir bahsettiğimiz gibi TL’nin taraf olduğu döviz işlemlerinde, özellikle de kaldıraçlı yapılıyorsa, her iki yön için de temkinli olmanın faydalı olduğunu düşünüyoruz.

ekonomi iş içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Dadaşlardan açık davet

Kış turizminin önemli destinasyonu Erzurum, artık futbol kamplarıyla da adından söz ettiriyor. Kent, FIFA standartlarındaki sahalarıyla yerli ve yabancı kulüplere kamp olanağı sunuyor. Euro 2024’ün kamp merkezi olmaya aday…

FUTBOL, sadece yeşil sahaya çıkılıp oynanan bir oyun değil. Öncesinde ciddi bir hazırlık süreci var. Futbol takımlarının kamp ve organizasyonlara hazırlık çalışmaları sezon öncesi, turnuva dönemi ve sezon arası olarak gerçekleşiyor. Turnuva dönemi hazırlık çalışmaları organizasyon takvimine bağlı olarak her maç programına uygun olarak farklı şehirlerde zorunlu olarak yapılıyor. Kulüpler, sezon öncesi kamp ve hazırlık çalışmalarını iklim itibariyle daha serin, yüksek rakımlı yaylalarda gerçekleştirmeyi tercih ediyor.

YENİ ROTA ERZURUM

Türkiye’de özellikle kış turizmine yönelik faaliyet gösteren Bolu-Abant ve Kartalkaya, Isparta-Davraz, Ankara-Kızıl-cahamam, Kastamonu-Ilgaz gibi yerler, özellikle yaz aylarında futbol antrenmanları için uygun hava koşullarına sahip olmalarından dolayı tercih ediliyor. Dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya başta olmak üzere Fethiye, Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve Çeşme ise kış döneminde yerli ve yabancı çok sayıda futbol takımının kamp ve hazırlık çalışmasına ev sahipliği yapıyor. Kaliteli konaklama tesisleri, ulaşım olanaklarının kolaylığı, futbol antrenman ve maç sahalarının sayısının fazlalığı, maç ve turnuva organizasyonlarının çokluğu, kış döneminde Akdeniz ve Ege Bölgeleri’nin önemli merkezler olmasını sağlıyor.

Euro 2024’ün kamp adayı olan Erzurum da birçok yerli ve yabancı futbol kulübünün, amatör ve Süper Lig takımlarının kamp dönemlerinde tercih ettiği noktalardan biri haline geldi. Bunun nedeni ise iklim koşulları. Erzurum’un yüksek rakımı, havayolu ile ulaşım kolaylığı, tesislerin ve çimenlerin kaliteli olması diğer nedenler olarak sıralanıyor. Erzurum Büyükşehir Belediyesi (EBB), Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Süper Toto Teşkilat Başkanlığı desteğiyle, Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) standartlarında yapılan tesisler ve sahalar, sporcuların verimli bir kamp geçirmelerine imkan sağlıyor.

FIFA STANDARTLARINDA

Erzurum’da bulunan Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde şu ana kadar 100’den fazla yabancı, 2017-2018 sezonunda ise 67 Türk spor kulübü ağırlandı. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın Erzurum Bölgesi’ne verdiği saha desteği 10 milyon TL’ye kadar çıkıyor, özetle, Erzurum Türkiye’nin yeni kamp merkezlerinden biri olarak tercih ediliyor.

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bölgenin kamp alanı olarak tercih edilmesinden oldukça memnun. Palandöken sayesinde kış turizminde dikkat çeken noktalardan biri olan il, aynı konuma kamp merkezlerinde de ulaşmayı hedefliyor. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, hayata geçirdikleri 60’a yakın ulusal ve uluslararası organizasyon sayesinde Erzurum’un üç yılda “Sporun başkenti” konumuna geldiğini söylüyor. Sekmen, Erzurum’a yaptıkları spor yatırımları hakkında şunları söylüyor:

“Erzurum, özellikle Yüksek İrtifa Kamp Merkezi ile sürekli anılır oldu. Avrupa medyasında da geniş yankı uyandıran kamp merkezi, yerli ve yabancı futbol kulüplerini ve sporun birçok branşından sporcuları ağırlıyor. Palandöken Dağı eteklerinde bulunan merkez, 2 bin 800’Iük bir rakımda. 2017-2018 sezonu hazırlıklarını sürdüren çok sayıda futbol takımı ağırlandı. Serin iklim futbol takımlarına büyük avantaj sağlıyor. Merkez şimdiye kadar 100’ün üzerinde yabancı kulüp, Süper Lig ekibi ve 1., 2., 3.Lig futbol takımlarını ağırladı.”

Türkiye’nin en iyi kamp merkezi olma yolunda hedeflerinin olduğunu söyleyen Sekmen, bu yolda yaptıkları çalışmaları şu sözlerle anlatıyor:

“Merkezde Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Gelişim Direktörlüğü tarafından Pro Lisans Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) A Lisans Kursu ile UEFA B Lisans Kursu’ düzenlendi. Merkezimizde kız ve erkek ‘Futbol Köyleri Projesi’ kapsamında uzmanlar tarafından ileri seviyede futbol eğitimi verildi. Toplam 11 sahanın bulunduğu merkezde doğal yüzeyli FIFA standartlarına sahip beş çim saha mevcut. İkinci etapta yine FIFA standartlarında altı doğal yüzeyli çim saha ve üç adet istasyon sahasının yapımı tamamlandı. Ayrıca merkezde FIFA’ya uygun kriterde doktor, fitness, hakem, masaj ve modern soyunma odaları da mevcut.”

10 MİLYON TL’YE YAKIN DESTEK

Süper Toto Teşkilat Başkanlığı, Türkiye genelinde olduğu gibi, Erzurum’da da futbol sahalarına ve çeşitli spor branşlarına yatırım yapmaya devam ediyor. Spor salonları, yüzme havuzları, kış sporları için uygun tesisler olmak üzere birçok spor merkezinin yapımına finansman desteği sağlanıyor. “Futbol sahaları bazında bakacak olursak, son 10 yılda resmi müsabaka ölçülerinde dokuz nizami sahanın yapımına 7 milyon TL kaynak aktardık” diyen Spor Toto Teşkilat Başkanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Erzurum bölgesine yaptıkları futbol saha yatırımları hakkında şunları söylüyor:

“Erzurum bölgesinde, geniş kitlelerin spora katılımını amaçlayan, mahalle tipi 11 sahanın yapımına yaklaşık 2.5 milyon TL destek verdik. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarımızda da spor tesisi yapıyoruz. Erzurum, Gençlik ve Spor Bakanlığı, yerel yönetimlerin işbirliği ve yapılan tesislerin etkisiyle, spor kalkınmasında hızlı bir yükseliş yaşadı.”

Erzurum yaz aylarında kulüplerin tercihi olurken, Antalya ise kış dönemlerinde yaklaşık 2 bine yakın takımı ağırlıyor.

“Bu rakam Türkiye’nin kamp merkezlerindeki gelişmiş- ^e’ liğin sonucudur” diyen Kasapoğlu, Erzurum’un futbol kamplarına ev sahipliği yapması ve tercih edilmesi konusunda ise şunları söylüyor: “Erzurum’daki serin iklim koşulları, yaz sıcaklarından kaçmak isteyen kulüpler için farklı bir tercih sebebi oluyor. Son dönemde spor kulüplerinin bölgeyi tercih ediyor olması tabii ki son hedef değil. Erzurum’un kapasitesini arttırıp, spor turizmi alanında zirveye taşımak için _ ^ çalışmaya devam etmeliyiz. ycasap°9’u ‘Neden Avrupa takımları da Erzurum’da kamp yapmayı tercih etmesin?’ düşüncesiyle hareket ederek, çıtayı her zaman yüksekte tutmanın doğru olduğunu düşünüyorum. Erzurum’un reklam ve tanıtım noktasında ise daha fazla çalışması gerektiği düşüncesindeyim.”

EURO 2024’ÜN KAMP ADAYI

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Erzurum bölgesine yatırımlarını sürdüren ve destek veren kuruluşlardan. TFF’nin 2011’den bu yana her sene Erzurum ilinde yaptığı UEFA Antrenör Eğitimleri, bölgeye birçok teknik adam kazandırmış. Ayrıca 2012 yılında Futbol Avrupa Şampiyonası Grup Eleme müsabakaları, 2010’dan beri TFF Futbol Köyleri projesi, Kadın A Milli Takım Avrupa Şampiyonası grup eleme müsabakası yine burada yapılmış. TFF’den edindiğimiz bilgiye göre, 2017-2018 sezonunda Erzurum’da kamp yapan kulüp sayısı 67. Bunlar, Süper Lig’den Akhisarspor, Konyaspor, Göztepe, Alanyaspor, Kay-serispor, TFF 1. Lig’den Ankaragücü, Elazığspor, Samsunspor, Altınordu, Denizlispor, Büyükşehir Belediye Erzu-rumspor ile 2. ve 3. Lig ile Bölgesel Amatör Lig takımları. Erzurum’da halen 17 tane UEFA standartlarında saha bulunuyor. Bu arada Erzurum, Euro 2024’e de aday.

Bora KANBER / Polat Erzurum Resort Hotel Genel Müdürü
“Geçen yıl 52 takım kamp yapmaya geldi”

Erzurum’da yapılan futbol kampları üç yıl önce başladı. 4-6 takım ile başlayan kamp sayısı her yıl artmaya devam etti. 2017-2016 sezonunda Erzurum’a yaklaşık 52 takım kamp yapmak için geldi. Bu takımların 16 tanesine Polat Erzurum Resort Hotel olarak hizmet verdik. Geçmiş yıllarda otele iki süper lig takımı gelirken bu sayı artmaya başladı. Bu yıl bu sayısının 6 ila 10 arasına çıkmasını arzuluyoruz. Erzurum Büyükşehir Belediyesi (EBB) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sahaları ile UEFA standartlarında yapılan sahalar bulunuyor. Erzurum, yaz aylarında futbolcuların “Başlangıç Kampları Merkezi” haline geldi. Şimdiki hedefimiz yurtiçi takımların yanı sıra yurtdışından da takımları getirebilmek. Şu ana kadar otelimizde Gürcistan, Azerbaycan ve İran’dan takımlar konakladı. Bu yıl ise Rusya ve Avrupa Birliği ülkelerinden takımları Erzurum’da ağırlamak istiyoruz. Büyükşehir belediyesi tanıtım için gerekli tüm lansman çalışmalarını yapıyor.

Ayşegül küçükkurt

Haberler içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Şirketler inovasyona hevesli

GENERAL Electric’in (GE) beşincisini gerçekleştirdiği Küresel inovasyon Barometresi, Türk şirketlerinin yüzde 71’inin, küresel şirketlerin ise yüzde 68’inin somut bir inovasyon stratejisinin bulunduğunu gösteriyor, iş dünyasında inovasyonun yerini ölçen dünyadaki en kapsamlı araştırma olan inovasyon Barometresi sonuçlarına göre, gerek dünya gerekse Türk iş dünyasının üst düzey yöneticileri, önümüzdeki 10 yılda ileri üretim tekniklerinin sanayi sektöründe radikal bir dönüşüm yaratacağına inanıyor.

GE Türkiye Başkanı Canan Özsoy, küresel rekabette farklılaşmanın inovasyonla mümkün olduğunu, inovasyon stratejisinin Türk şirketlerinin büyük bir çoğunluğunun gündemine girmesinin önümüzdeki dönemde olumlu sonuçlarının alınacağını söyledi. Araştırma, 4. Sanayi Devrimi konusunda Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin, gelişmiş ülkelere göre daha iyimser bir beklenti içerisinde olduklarını ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin ortalama yüzde 68’i bu konuya iyimser bakarken, Türk yöneticilerdeki iyimserlik oranı yüzde 84’e çıkıyor.

Araştırmaya katılan küresel yöneticilerin yüzde 86’sı, Türk yöneticilerin ise yüzde 79’u gelecek 10 yılda ileri üretim tekniklerinin sanayi sektöründe radikal bir dönüşüm yaratacağına inanıyor.

Haberler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

3 bin kişiye balık yedirdik

BALIKÇILARIN yeni rotası Amerika pazarı. Geçen hafta ABD’nin Boston eyaletinde düzenlenen Seafood 2016 -Kuzey Amerika Su Ürünleri Fuarı’na katılan Türk firmaları ABD pazarını yerinde keşfetti.

Türk pavilyonunda kurulan mutfakta her gün bin porsiyon balık pişirerek fuar ziyaretçilerine dağıtılırken, Türk balıkları uzun sıralar oluşturan ziyaretçilerden tam not aldı. Türkiye’nin bugüne kadar ABD’ye ağırlıklı olarak deniz levreği, çipura ve orkinos ihraç ettiğini belirten Ahmet Tuncay Sagun, “Sadece su ürünleri ve hayvansal mamuller açısından 37 milyar dolarlık dev pazardan ancak 42.8 milyon dolar pay alıyoruz. Bu fuara ilk kez katıldık ve gördük ki burada yapacak çok işimiz var. Tüm gücümüzle ihraç ettiğimiz balık miktarını ve çeşitlerini artıracağız” dedi.

ABD pazarının, 2015 yılında kan kaybeden Türk ihracatçısı için çıkış yolu olabileceğini belirten İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı AhmetTuncay Sagun, fuara katılan tüm firmaların katılımcıların ilgisinden mutlu olduklarını kaydetti. Birlik, Ekonomi Bakanlığı’nın desteği ile fuarda Su Ürünleri Tanıtım Grubu (STG) ile ortak tanıtım çalışmaları yaptı. Fuara ilk yıl 10 firmanın yer aldığını açıklayan Sagun, firmaların büyük ilgi gördüğünü, buna bağlı olarak 2017 yılında katılımcı firma sayısının daha da artacağına dikkat çekti.

Haberler içinde yayınlandı | ile etiketlendi | Yorum bırakın

Enflasyon ve dış denge herkese moral verdi

Şubatta yıllık bazda yüzde 8.78’e gerileyen enflasyon düşüş trendine girdi. Ekonomik güven endeksi ve ihracat şubat ayında düşerken, dış dengede düzelme devam ediyor…

ÇİN Merkez Bankası’nm ekonomiyi destekleme adımlarıyla artan küresel risk iştahı gelişen ülke piyasalarını desteklemeye devam ediyor. ABD verilerinin de olumlu gelmesi iyimserliği artırıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) her ay 60 milyar euro’luk varlık alım programını sürdürüyor. Ayrıca ECB ile birlikte Japonya ve İsviçre gibi ülkeler de küresel ekonomiye destek olmak için negatif faize geçmiş durumda.

Türkiye ekonomisiyle ilgili ise kredi kuruluşlarından gelen olumlu değerlendirmeler dikkat çekiyor. Fitch kredi görünümünü teyit ederken, Moody’s Türkiye ekonomisinin halen / güçlü büyüme görünümüne sahip olduğunu açıkladı. Piyasalarda olumlu hava hissedilirken faiz ve dolarda bir miktar gevşeme yaşandı.

Geçen hafta açıklanan şubat enflasyonu beklentilerin altında gelerek düşüş eğilimine girdi. Buna karşın ekonomik güven endeksinin şubatta düşüşü dikkat çekti.

Dış ticaret dengesi ocakta gerilemesini sürdürmesine rağmen ihracattaki keskin azalma endişe yaratıyor.

ENFLASYON GIDAYLA GERİLEDİ

TÜİK verilerine göre, enflasyon 2016 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0.02 düştü. Yıllık bazda ise yüzde 8.78’e geriledi. Aylık en yüksek artış yüzde 1.80 ile sağlık grubunda gerçekleşti. Ana harcama grupları itibariyle

2016 Şubat ayında endekste yer alan gruplardan çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1.31, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 1, lokanta ve otellerde yüzde 0.78 ve ulaştırmada yüzde 0.77 artış gerçekleşti. Aylık en fazla düşüş gösteren grup yüzde 6.16 ile giyim ve ayakkabı oldu. Haberleşmede yüzde 0.42, eğlence ve kültürde yüzde 0.13 ve gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0.04 düşüş gerçekleşti. Çekirdek niteliğindeki I endeksi ise artışını sürdürdü. Ocak’taki yüzde 9.63’den şubatta yüzde 9.72’ye çıktı.

DENGE KORUNUYOR AMA…

Ekonomik güven endeksi 2016 Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 14.8 oranında azalarak 83.88 değerinden 71.46 değerine düştü. Ekonomik güven endeksindeki düşüş, tüketici, hizmet, perakende ticaret, inşaat ve reel kesim güven endekslerindeki düşüşlerden kaynaklandı. Tüketici güven endeksi şubatta bir önceki aya göre yüzde 7 oranında azalarak 66.64 değerine düştü. Hizmet sektörü ve perakende ticaret sektörü güven endeksleri yüzde 3.5 ve yüzde 2.4 oranında düştü. İnşaat sektörü güven endeksi de bir önceki aya göre, yüzde 1.3 oranında azalırken reel kesim güven endeksi yüzde 0.7düştü.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat 2016 yılı ocak ayında, 2015 yılının aynı ayına göre yüzde 22 azalarak 9 milyar 597 milyon dolar, ithalat yüzde 19.7 azalarak 13 milyar 358 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocakta dış ticaret açığı yüzde 13.4 azalarak 3 milyar 762 milyon dolara düştü. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71.8’e geriledi.

“ÇEKİRDEK DIŞI SAYESİNDE”

Garanti Bankası Başekonomisti Nihan Ziya Erdem, gıda ve enerji gibi çekirdek dışı kalemlerin manşet enflasyondaki düşüşte belirleyici olduğunu belirtiyor. Erdem’e göre, çekirdek kalemlerde ise kötüleşmeye devam ederken, hizmet fiyatlarındaki gelişmeler endişe verici olmayı sürdürüyor. Erdem, baz etkilerinin mayısa kadar yıllık enflasyon üzerinde düşürücü yönde etki etmesini ve sonrasında tersine dönmesini bekliyor. İlk çeyrekte yıllık enflasyon } £rdem gerileme kaydetse de, asgari ücret artışının maliyet ve talep artırıcı etkilerinin yılın ikinci yarısında enflasyonu yüzde 9 seviyelerine yakın tutacağını düşünüyor.

ÇEKİRDEK İKİ HANEYE YAKIN

Halk Yatırım Başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı ise, yıllık enflasyonun iki haneli seviyelere geçme riskinin azaldığını belirtiyor. Aşağı hareketi destekleyici unsurların orta vadede etkili olacağını savunuyor. Ancak Tokalı’ya göre, çekirdek enflasyonun hala iki haneli seviyelere yakın olması ve iyileşme hareketinin sınırlı kalması, para politikasındaki genel sıkı duruşun korunmasına neden olabilir.

“ENFLASYON EN ZAYIF HALKA”

A&T Bank Başekonomisti Ayşe Özden, ekonomideki en zayıf makro kalemin halen enflasyon olduğunu düşünüyor. Özden’e göre, manşet enflasyondaki gerilemeye rağmen çekirdek göstergelerde yukarı yönlü hareket devam ediyor. Merkez Bankası’nın 2016 yılının ilk yarısında enflasyonun yüksek ve oynak seyredeceğine yönelik uyarılarda bulunmasına rağmen, yüzde 8.8 seviyesinde gelen yıllık enflasyon rakamı beklentiler açısından halen risk oluşturmaya devam ediyor.

Özden, 2016 yılının özellikle ilk yarısında dış talep üzerindeki baskı yaratan risklere rağmen dış ticaret dengesindeki iyileşme ile net dış talebin katkısının pozitife dönmeye devam edeceğini düşünüyor. Yılın ikinci yarısından sonra hem küresel hem de ticaret ortaklarında ekonomik görünümün iyileşmesi ve jeopolitik sorunların hafiflemesi ile dengeli büyümenin devam edeceğini savunuyor.

“DIŞ DENGEDE ENERJİ FAKTÖRÜ”

Ocak ayı dış ticaret rakamlarını değerlendiren ING Bank Başekonomisti Muhammet Mercan, enerji fiyatlarındaki gerilemenin ve iç talepte yavaş seyreden toparlanmanın da katkısıyla ithalatta zayıf eğilimin korunduğunu belirtiyor. Mercan’a göre,

AB kaynaklı talebin de katkısıyla dış dengedeki iyileşme sürüyor. Bu eğilim genel olarak önümüzdeki dönemde devam etse de Rusya ile yaşanan gerilimin dış ticaret ve cari açık rakamlarına ne derece yansıyacağı önemli olacak. Mercan, dış dengedeki düzelmenin yapısal değil, çok düşük enerji fiyatları gibi dönemsel faktörlerle sağlandığına dikkat çekiyor.

ekonomi iş içinde yayınlandı | Yorum bırakın