TL varlıklar üzerindeki baskı devam ediyor

Geçtiğimiz hafta TL birbiri ardına gelen darbeler aldı. TL’nin reel anlamda en değersiz günlerini yaşadığı bu dönemde uluslararası ilişkilerdeki ve içeride siyasi tansiyondaki düşüş TL’ye çok hızlı değer de kazandırabilir…

GEÇTİĞİMİZ haftaya sürpriz bir şekilde Türkiye’nin notunu düşüren S&P’nin kararı ve ardından açıklanan enflasyon rakamları damgasını vurdu. S&P, Türkiye’nin yabancı para cinsinden kredi notunun “BB”den “BB-“ye, yerli para cinsinden notunun “BB+”dan “BB”ye düşürüldüğü görünümünün “durağan” olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada TL’deki değer kaybının ve oynaklığın finansal istikrara yönelik bir risk olduğu ifade edilerek, yüksek enflasyon ile birlikte kötüleşen cari ve mali açık gibi konulara değinildi. Bununla birlikte yayınlanan notta İran yaptırımlarının ihlali ve Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi alımıyla ilgili yapılan yorumlar dikkat çekti. Özetle bu konu nedeniyle ABD’nin Türkiye’de

bir veya birkaç finansal kuruma ve/veya finans-dışı özel şirketlere yaptırım uygulama riskine ve ABD ile gerginliğin tırmanmasının ise dış krediye bağımlı olan bankalar kanalıyla Türkiye için ekonomik finansal sıkıntılar yaratabileceği uyarısına yer verildi. S&P’nin beklenmeyen bu not indirimi ve ortaya koyduğu gerekçeler ve endişeler piyasalarımız özellikle de TCMB açıklamaları sonrası sakinleşen kurlar tarafındaki tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Geçtiğimiz hafta kurlardaki tansiyonun artmasındaki ilk etkinin buradan geldiğini düşünüyoruz.

ENFLASYON BEKLENTİLERİ AŞIYOR

Geçtiğimiz hafta açıklanan TÜFE, aylık yüzde 1.50 olan beklentilerin üzerinde yüzde 1.87 artış gösterdi. Bu veriyle birlikte yıllık TÜFE rakamı da yüzde 10.23’ten 10.85’e yükseldi. Bu rakam, TCMB’nin nisan ayında yayınladığı 2018/2 Enflasyon Raporu’yla yüzde 7.9’dan yüzde 8.4’e revize ettiği 2018 yılsonu TÜFE tahmininin oldukça üzerinde. Açıklanan rakamların, piyasadaki konsensüs beklentilerin üzerinde olması ve enflasyon üzerinde yukarı yönlü risklerin ön planda olması nedeniyle verinin piyasa etkisini ilk olarak kurlarda ve devamında BIST’te negatif olarak izledik.

Doların küresel ölçüde değer kazandığı bir dönemde, S&P’nin not kararı ve ardından açıklanan enflasyon rakamları TL’nin yeniden zayıflamasına neden oldu, önceki hafta TCMB’nin aldığı 75 puanlık faiz artışı kararı ve geçtiğimiz hafta verdiği sadeleşme mesajlarının kurdaki tansiyonu düşürdüğünü görmüştük. Ana etken küresel tansiyonun yükselişi olsa da son günlerde ortaya çıkan bu gelişmeler ve ABD ile ilişkiler açısından Türkiye’de devam eden Rahip Brunson ve ABD’de devam eden Hakan Atilla davaları ile ilgili karar sürecinin de piyasalar tarafından izlenmeye devam ettiğini düşünüyoruz. S&P’nin not kararı ile başlangıçta paylaştığımız yorumlarını göz önünde bulundurulduğunda bu konuların bir süre daha piyasaya bakış açısı üzerinde etkili olabileceğini düşünüyoruz.

ENFLASYONUN SEYRİ KUR İÇİN DE ÖNEMLİ

2018 yılının ilk dört aylık döneminde döviz sepeti yüzde 7.2 değer kaybederken, Brent petrol fiyatları da yaklaşık yüzde 12.1 oranında artış gösterdi. Bununla birlikte çekirdek enflasyon göstergelerinde Aralık 2017’den bu yana oluşan düşüş trendinin Nisan 2018 rakamlarıyla birlikte sona ermiş olması da kısa-orta vadeli enflasyon görünümü açısından negatif bir surum oluşturuyor. Ayrıca, Mayıs ayı itibariyle gelecek 5-6 aylık dönemde pozitif baz etkilerinin azalacak olması ve TL’de gözlenen zayıf seyir de enflasyon görünümü açısından risk

oluşturan diğer önemli unsuralar olarak not edilebilir. Yıllık TÜFE rakamlarının en azından yılın son çeyreğine kadar çift haneli seviyelerde kalmasını ve hafif yukarı yönlü bir trend çizmesini bekliyoruz. Bu durum TL tarafında negatif etki oluştururken, TL’nin reel efektif göstergeler açısından tarihi düşük seviyelere yakın olması, TCMB’nin para politikasındaki sadeleşme ve sıkı duruşunu sürdürme yönündeki kararlılığı gibi unsurların da TL’de ekstra değer kaybı olasılığını azaltıcı yönde katkı verebilir. Bu nedenle enflasyonun seyri kadar TCMB’nin alacağı kararların da kurun seyri açısından önemli olacağını düşünüyoruz. TL’nin reel anlamda en değersiz günlerini yaşadığı bu dönemde, küresel ölçüde bir dolarizasyon söz konusu olmazsa uluslararası ilişkilerdeki ve içeride siyasi tansiyondaki düşüşün, TL’ye çok hızlı değer de kazandırabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle yukarı yönlü olan hareketlerde olduğu gibi aşağı yönlü hareketlerde de sertlikler görebiliriz. Bu nedenle bir süredir bahsettiğimiz gibi TL’nin taraf olduğu döviz işlemlerinde, özellikle de kaldıraçlı yapılıyorsa, her iki yön için de temkinli olmanın faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Reklamlar

About konutprojeler

İş Fikirleri
Bu yazı ekonomi iş içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s